İstimbul

İstim ile istimbazlara ve efsun ile efsunbazlara dair.

Wednesday, May 11, 2011

Aradığınız zemberekliler bunlar değil. Devam edin, devam edin!



No comments:
Email ThisBlogThis!Share to XShare to FacebookShare to Pinterest
Home
Subscribe to: Comments (Atom)

İstimbul ne ola ki?

“Örtün, evet, ey hâile… Örtün, evet, ey şehr; Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!” der yazar. Şehri kahpeye benzetir ve bu rezilliğin üstünü örtmeye çalışır. Boşa değildir bu çaba ve rahatsızlık. Ne de olsa gerçek anadan üryandır. Bu devir, bu şehir pek çok meşum vukuata beşiklik etmiş, etmekte ve edecektir. Ancak tarih daha önce de olduğu gibi bu örtüyü kabullenecek altında yatan nice garabeti unutacaktır. Ahir zamanda tarihin akışının değiştiği, ilim ile fennin efsuna galebe çaldığı parlak bir başlangıç olarak anılacaktır. Yaşanacaklar unutulacak olsa da bu şehir öyle bir şehirdir ki bir yanında nice nurlar yağarken, karanlık köşelerinde en yakası açılmadık küfürler yaşanır. Bu devir öyle bir devirdir ki münevver iken kendi dibini karanlığa boğmaktadır. Ez-cümle bu sisli, efsuni şehir hayatın ta kendisine beşiklik etmektedir tüm fazileti ve habaseti ile. Bu şehir İstimbul’dur. Bu devir ise Devr-î Acayiptir.

İstimbul'un bir tanesi, zamanının yegânesi, şehla bakışlı, bir gözü ile batını, bir gözü ile zahiri gören, Vaka'nüvis Bekir Efendi'nin zembereklilerden olsun, efsunbazlar ve istimbazlar olsun türlü fenne, ilime ve zanaata dair hatıratıdır.

Okuyucular

Awesome Inc. theme. Powered by Blogger.